şu aralar ciddi anlamda ihtiyacım var ve fekat sevgili müdürümü beklemekteyim helecanla…
(via audreyhepburnfans)
şu aralar ciddi anlamda ihtiyacım var ve fekat sevgili müdürümü beklemekteyim helecanla…
(via audreyhepburnfans)
29 nisan…:)
(Source: arlei, via audreyhepburnfans)
Sevgili Melike,
Oldukça atıl geçen bir kaç hafta sonunda sana buradan yazmaya karar verdim. Geçirdiğimiz o şahane bir hafta sonunda beni öylece mutlu ama bir o kadar da buruk terkedip gitmene üzülerek. Nasıl da alışmıştım ne de iyi gelmiştin home sick zamanlarımın üstüne..
Tadında bırakmak en iyisi desene, özleyelim birbirimizi yavrucum! Şimdiden özledim en az benim kadar deneysel tatlar arayan bir başka yemek kaşifi senle yaptığımız o uzuuun sabah kahvaltılarını..Fakat senin yeteneğin sanırım genetik farkla bir adım önde benden..
Çoğu zaman gülmekten ağız kaslarımın uyuştuğunu hissettiğim bol dedikodulu sohbetlerimizin eşlik ettiği o uzuun kahvaltılar…Ne güzeldi. Yalnız o sakıncalı(!) fotoları buraya koymayı pek doğru bulmadım ne bileyim. Milleti imrendirmeyelim şimdi, hoş olmaz..İyisi mi en naif lezzet anımızın fotoğrafını koyayım o güzel günleri anımsamak için fikir versin diyin..
Balkonumda içtiğimiz ve senin getirdiğin o caanım likörlü şekerlemelerin tatlandırdığı kahve molası.Son kalan şekerlemeleri de bugün afiyetle yedim bu arada. Neyse..Bana fal baktıktan sonra giyinip süslenip Alvaroyla Barselona sokaklarını şenlendirmeden az önce çekilmiş pek hoş fotoğrafların da var elimde lakin sen gitmeden son gece önce kulak memesi kıvamında hallerimizin olduğu bu en sevdiklerimden birini koymak istedim. Sanırım kafalarımızın hafif dumanlı halini ve şaşkın bakışlarımızı seviyorum..Tüm fotoğraflara uzuun uzun baktıktan sonra farkettim ki benim için bu kısa ama pek yoğun ziyaretin anatomisidir bu fotoğraflar. Sadece bunlara bakmak bile bana öyle çok şey anımsatıyor ki..
Görüşeceğiz pek yakında, Hamburg’da ya da memlekette.Öperim gözlerinden..
Deniz
Not: Kırmızı barda çekilen fotoğrafta yüzlerimizdeki sebum yoğunluğundan ve elbette flaş etkisinden kaynaklı yansıma ve parlamaları gidermek adına biraz oynamalar yaptım hiç sevmesem de, doğallıktan yanayım her zaman!! Fakat fotoğrafa sisli puslu pis puslu bir hava verdi ki bence geçirdiğimiz zamanın da ruhuna uydu gitti gibi, ne dersin?..
8-14nisan
saçma sapan da olsa ispanyolca konuşabildiğim nadir yerlerden biri olması nedeniyle barselonadaki bu tek ve cins bit pazarını pek bir seviyorum.aslında bit pazarından çok bir çıfıt çarşısı burası zira ortalıkta aramak istemeyip de bulabileceğiniz tonlarca şey var! melike geldiğinde ve yolumuz düştüğünde yine ve yeniden farkettim ki pazarlar insanoğlunun farklı coğrafyalarda birbirinden habersiz de olsa ortak bir bilince ve benzer davranış kalıplarına sahip olduğunu kanıtlaması açısından adeta bir deney sahası. Çağımızın süpersonik(!) medya teknolojisini göz ardı etmiyorum elbet lakin buradaki benzerlik öğrenilmiş bir şey kesinlikle değil. Yani zaman mekan ayırtetmeksizin tüm pazarcıların ortak nidalar atmasını onlara verilen ortak bir eğitimin sağladığını kim iddia edebilir? Bence ortak bir bilincin var olduğunu görmek için pazarlara bakmak yeterli. Pazar yerleri ayrıca, insanların farklı dillerde de olsa aynı tonda ve vurguda birbirine seslendiği ve bu sayede iletişim sorunları yaşamayacağınız nadir yerlerden olabilir ..
Buna rağmen barselonanın biricik çıfıt çarşısında, pazarlık etmeyi yüzüme gözüme bulaştırıp satıcının alaycı ve tehditkar bakışlarına maruz kalarak kendi adıma bir ilke imza atmam pek hoş olmadıysa da yine de seviyorum pazarları..
Encant de Valls/Glories/Bcn
buen gusto vol 3
armutlu ve cava soslu fırında tavuk.. normalde zencefil ve biberiye koymak gerekirken onun yerine kırmızı biber ve defne yaprağı koymak hangi akla hizmettir. ama pek güzel oldu böyle de…me gusta mucho! buen provecho!
bir ölünün bedeninin toprağın altında çürüyeceği düşüncesi neden ızdırap ve korku verir ki insana. sanki yaşadığımız yıllar boyunca çürüyüp kokmazmış gibi ruhlarımız.. buna alışkınız oysa ki..düşününce fiziksel bir çürüme aslında ne kadar da naif..üstelik hayattakinin aksine bilinç de benlik de acı çekmiyor bu çürümeden ötürü…
girona//cadaques//palafrugel..
costa brava
1-4 nisan 2012
tanıdık yerleri görmeme yeniden yaşamama vesile olduğu için mi yoksa hüzünlü yaşam öyküsüne eşlik eden insanın içini acıtan müzikleri miydi beni etkileyen bilemiyorum ama içimdeki yalnızlık ve özlem duygusunu kabartıverdi yeniden bu film.. izlerken kalbinin ve aklının güzelliğini bir şekilde hissedebildiğim yönetmeninin yakın zamanda trajik bir kaza sonucu göçüp gittiğini hatırlayışımsa büsbütün sararttı beni…
eternity and a day//mia aioniotita kai mia mera
theo angelopulos(1998/thessaloniki)
an itibariyle arama motorunda karşıma çıkan görüntüdür..mies van der rohe’nin 126.doğum yılının sanal alemde paylaşılmasına şaşırmış vaziyetteyim. mesleki deformasyon denen illet bilgisayarın enformasyon kanalları aracılığıyla bana geri besleme olarak gelmiş olabilir mi şeklinde son derece manasız düşüncelere gark etti beni!
günden güne şeker olup erimeyi beklerken gelen yağmurun burnumun direğini sızlatması ne peki?
gök gürültüsüyle karışık yalnızlık ve homesick! rahmetli kazım koyuncudan en güzel nağmeler, neşe karaböcek, rakı, karadeniz, … köprüyü geçmek güzeldi de yaşamın kıyısında dur bakalım sıkıyorsa der gibi..ah be fatih akın!
Auf der anderen Seite//The Edge of Heaven//Yaşamın Kıyısında
Deniz/27/Female